ÇILGIN TÜRKLER

BİZ BU VATANI KARŞILIKSIZ SEVDİK
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 SİVAS...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
çılgın_türk
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 31
Yaş : 31
Nerden : Bakırköyden Beyaz Gömlekli Amcaların Yanından
Kayıt tarihi : 22/11/07

MesajKonu: SİVAS...   Cuma Kas. 30, 2007 2:24 am

SİVAS
İLİNİN TARİHÇESİ




Sivas'ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü,
Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi
Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde
edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri
M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.



Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında
Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki
Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki
Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden
Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig
egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst
katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan
geçmektedir.



Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir
devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol
kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia
adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından
geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına
gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç
değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet
edilmektedir.


Bu yörede Roma hakimiyeti tam olarak yerleştikten sonra
şehre "Diyapolis" yani Mebud şehri adı verilmiştir.


Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395'te Doğu
Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509'da
Anadolu'ya giren Türkmen güçleri ve 1604'te Alparslan'ın önünden kaçan Selçuklu
şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin
Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti.
Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas'ta 1075'te Danişmend Beyliği
kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra
Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas'ı eline
geçirdi.

D.Melik Ahmet Gazi Sivas'a giriyor (1095) Kent Bizans ve
Ermeni çatışmalarından boş ve harap durumdadır.

Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları
sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren
Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı.
Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta
kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında
Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri
büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi"
yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.


1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin
Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu.
Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224'te
Sivas'ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II.
Gıyasettin Keyhüsrev'in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240
yıllarında ayaklanarak Sivas'ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri
sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu'yu ele geçirmek üzere
harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev'i 1243'te Kösedağı Savaşı'nda yenilgiye
uğratan Moğol güçleri, 'Sivas'ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen
Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim
olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir
ticaret ve bilim kenti olmuştur.



Anadolu'da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde
Vali Demirtaş Sivas'a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas'ta uzun yıllar
saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş'tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin
Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas'ta
saltanatı sürdürmüşlerdir.

Ali Bey'in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki
Mehmet Bey'i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas'ta kendi
devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas'ı onarmak için birçok çaba
göstermiştir.

Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir
ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman'la yaptığı muharebe sonunda
katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.

Bu sırada Timurlenk Anadolu'ya akınlar yapmıştır. Yıldırım
Beyazıt Amasya'yı almış Sivas'a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların bısına
dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.

Bir davetle Sivas'ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük
şehzadesi Emir Süleyman'a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl
sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı
hakimiyetine geçmiştir.

Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline
getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a
bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi
Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han,
40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.

Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi
hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler,
hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan
beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve
özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona
tarihin en kıymetli değerini vermiştir.

MİLLÎ MÜCADELEDE SİVAS

Sivas Kongresi Niçin Toplandı?

Kasım 1914'de girdiğimiz Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik
çıktık. Savaş sona erdiğinde milyonlarca kilometrekare toprağı ve yüzbinlerce
insanımızı kaybetmiş olarak Anadolu topraklarına çekildik. Türkleri,
Anadolu'dan da atma projesi devreye sokuldu. Mondros Ateşkesinin uygulamaya
konulması sonucu Musul, İstanbul, Boğazlar, Doğu Trakya, İskenderun, Maraş,
Urfa, Antep, Batum, Adana, Antalya, Kuşadası ..vd. Anlaşma( İtilaf)
devletleri'nin işgaline uğradı. Anadolu içlerine ve kıyılarına askerî birlikler
çıkardılar.

Ermeni ve Rum azınlık, işgal ordularını çoşku ile
karşıladıkları gibi ülkenin çeşitli yörelerinde taşkınlıklarını, katliamlarını
sürdürdü. Paris Barış Konferansı kararı gereğince Yunanlıların İzmir'i işgali,
bardağı taşıran son damla oldu.

Henüz Balkan ve Birinci Dünya Savaşı yaralarını sarmadan
Anadolu topraklarının da işgale uğraması, Türk halkını karamsarlığa düşürdü.
İşgaller ve azınlıkların tutumu karşısında, ülke yöneticileri siyaset yoluyla
sorunu aşacaklarını düşünürken, aydınlar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız
‘manda' eğilimleri baş gösterdi.

Manda düşüncesini savunanlara göre: “ Alman desteği
altında Anlaşma devletlerine yenilen Osmanlı Devleti, bu güçlü devletlere karşı
tek başına bir mücadele yürütemezdi ”. Mevcut durum karşısında ulusa olan güven
duygusunu yitirenler: “ işgallere karşı direniş, yeni işgallere yol açar ” diye
düşünüyorlardı. Ulusal tepki ve direnişler İstanbul basınında eleştirilmekte,
İstanbul Hükümeti tarafından ise şiddetle uyarılmaktaydı.

Atatürk, bu durum karşısında Türk ulusuna duyduğu güvenle:
“ Memleketi bu müthiş badireden kurtarmak için yalnız bir kuvvetin temini
lazımdır: milletin birliği ” diyerek, bağımsızlık yolunda ilk yöntemi
açıklıyordu. Birliği sağlamanın yolu ise ulusal bir kongreden geçiyordu. Ulusun
temsilcileri bir araya gelecek ve ülkenin içinde bulunduğu duruma bir çözüm
getirecekti. Bu çözümün kararları Sivas Kongresi'nde (4-11 Eylül 1919)
alınacaktır.



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sivasli
Yeni Üye
Yeni Üye


Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 24/11/07

MesajKonu: Geri: SİVAS...   Cuma Kas. 30, 2007 2:35 am

hey gidi sivasim .. saolsin gene huzunledim yaa:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
SİVAS...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÇILGIN TÜRKLER :: Genel Konular :: Memleketini Tanıt-
Buraya geçin: